There Is No Such Thing As A Second Impression.
Don’t miss anything. Follow Us.
Bizi Arayın 0 530 232 33 59
Bizi Takip Edin
Top

Etkin Ders Çalışmanın 3 Kolu

Hayattaki birçok diğer özelik gibi ders çalışmaya ilişkin beceri ve yetkinlik bazı insanlarda içgüdüsel kazanılmışken, bazı insanlar için oldukça zorlu bir gerçektir. Ders çalışmaya dair becerileri doğal yollarla gelişmemiş kişilerin bu sorunu çözmeleri gerektiğini öne süren varsayımlar ise bu gerçeğin zorluğunu ancak arttırır. Çözemedikleri takdirde öğrenme bozukluğu gibi sorunlara sahip olduklarına yönelik bir endişe ve kaygı hissetmeye başlarlar.

Bir noktadan sonra bu kaygı ve endişe sonucunda ders çalışmaya karşı tamamen bir set vurabilmektedirler çünkü neticede insanın kaygı sistemi devreye girince içgüdüsel olarak tek düşünebildiği gerçek “tehlikeli” olan o şeyden (bu durumda dersten) kendini nasıl kurtaracağıdır. Birçok zaman da, bir aslandan kaçma durumunda olduğu gibi bu tehlikeye yönelik bulduğu çözüm o tehlikenin üzerine gitmektense, ondan kaçmaktır.

Asıl Problem Ne?

Yapılan birçok araştırma yetenekli olmalarına rağmen akademik hayatlarında bunu ortaya koyamayan her yaştan öğrencinin bir öğrenme sorunu olmadığı, aslında başarısızlıklarının etkin ders çalışmayı bilmemelerinden kaynaklandığı yönündedir (Gettinger & Sebiert, 2002). Benzer bir şekilde bazı öğrenciler bu beceriyi bireysel olarak geliştirebilirken (mizaç), daha büyük bir çoğunluğunun tüm eğitim hayatları boyunca bu becerileri okullarından kazanamamaksızın ortada kaldıkları gözlemlenmiştir (Nicaise & Gettinger, 1995). Öyle ki, ABD’de yapılan yeni bir çalışma, kazandıkları bölümü üniversitede tamamlamadan önce ayrılan %39 öğrencinin, ayrılma gerekçeleri arasında maddi sebepler %31’inde olmakta iken, %66’sında ayrılma sebebi nasıl ders çalışabileceklerini çözememeleri yönünde olmuştur (NCES, 2012). Bunun ile bağlantılı olarak, yapılan üç ayrı deneysel çalışmada da üniversiteden önce ders çalışmaya yönelik eğitimler verilmiş olup üç çalışmada da bu eğitimlerin tam zamanlı kayıtlı öğrenci olma oranını arttırmakla beraber öğrencilerin genel not ortalamalarını da arttırdığı saptanmıştır (Yeager et al., 2016).

Etkin #dersçalışma

Tüm bu unsurlar ele alındığında, nasıl etkin ders çalışılabileceğine ilişkin bir arayışta olmak, bu konuda araştırmalar yapmak ve beceriler kazanmak oldukça önemli gibi gözüküyor. Neticede çalışmalar tekrarlayıcı olarak, öğrenmeye sosyal ortamların katkısı olsa da akademik başarıya en büyük katkının bireysel ders çalışmaktan geldiği vurgusunu yapmaktadır (Damon, 1991; Kucan & Beck, 1997). Kendi bireysel akademik tecrübelerimin yanı sıra klinik tecrübelerimde de bizzat bir “sorun” olmamasına rağmen sadece etkin ders çalışmayı bilmeme sebebi ile başarılarında sorunsallar yaşayan bireyler ile tanışmak bu inancımı güçlendirmiştir. “Etkin #dersçalışma” eğitimim de, en derinde bu farkındalıklardan türemiştir.

“Başarılı olmak istiyorum, ama zaman sanki hiç yetmiyor,”

Etkin ders çalışmanın üç kolunu ve bu üç kolda bulunan alt içerikleri tasarlarken de, tekrar hem bireysel tecrübelerim hem de klinik deneyimimde duyduğum bu türden birçok ifade bana ilham olmuştur: “Bu farklı bir şey, aşırı irade gerektiriyor, o iradeyi de nasıl bulacağımı bilemiyorum”; “Sıkılmadan yapmanın yolu var mı, çünkü ders çalışırken o kadar sıkılıyorum ki”; “Çalışmasına, çalışıyorum da aklımda bir şey kalmıyor, nerede hata yapıyorum onu da bulamıyorum”; “Başarılı olmak istiyorum, ama zaman sanki hiç yetmiyor, nasıl yetiştirebileceğimi de hiç çözemiyorum”…

Zihin, Bellek ve Motivasyon!

Bu gerçeklere dayalı olarak, kanaatim etkin ders çalışmak için kritik olan üç şeyin zihin, bellek ve motivasyon olduğudur. Takip eden yazılarımda, bu unsurları daha da detaylandırıyor olacağım.

Yazar

Uzman Psikolog Fizyoterapist
WhatsApp üzerinden bize yazın Whatsapp