There Is No Such Thing As A Second Impression.
Don’t miss anything. Follow Us.
Bizi Arayın 0 530 232 33 59
Bizi Takip Edin
Top

Eyvah Anne Oldum!

Birçok anne ilk bebeğini kucağına aldığında büyük bir heyecan duymakta bir o kadar da kaygılanmaktadır. Bir bebeği tek başına büyütme deneyimini birçok aile ilk çocuğunda yaşamaktadır.

Daha önce kardeşinin bakımına yardım etmiş olmak, çocuklarla farklı ortamlarda muhatap olmak, işi gereği çocuklarla çalışmaktan çok daha farklı bir deneyimdir ebeveynlik. Bu yazıda özellikle annelik bağlamında bu meseleyi ele almak istiyorum.

İlk defa bir bebekle 7-24 yalnız kalan anne, bebeğinin ihtiyaçlarını anlamakta güçlük çekebilmektedir. Bebeğini sık sık emzirmesi gereken, gaz çıkarma ritüelleri ile uğraşan, ağladığında hangi mesajın geldiğini anlamak zorunda olan anne, zaman zaman bocalayabilmektedir. Geceleri defalarca bebeğini emzirmek için uyanmak zorunda kalan annenin yorgunluğu, yeterince dinlenememesi hele de hiçbir sosyal desteği yoksa onun işini iyice zorlaştırabilmektedir.

Tersi bir durum olarak sosyal destek alabilen annelerin bir kısmı ise anne ya da kayınvalidesiyle çocuk büyütme ya da ev düzeni bağlamında çatışmalar yaşayabilmektedir. Çünkü ebeveyni onun büyümesine izin vermemekte, ona müdahale etmekte hatta yardım ediyorum düşüncesiyle zaman zaman bebeği ile annenin arasına girerek annenin kendi ayakları üzerinde durmasına izin vermemektedir. Bu durumda da anne ile çocuk arasında sağlıklı bir bağlanma gerçekleşememektedir.

Bu durumun üzerine bir de “yıllardır anneler çocuk büyütüyor, sen bir çocuğumu büyütemiyorsun.” bakış açısı eklendiğinde anne duygusal açıdan da “Yetersiz bir anne miyim?” sorunu ile uğraşırken kendini bulabilmektedir.

Annenin bu dönemde yaşadığı kaygılar ya da zor bir hamilelik sürecine bağlı olarak önceden deneyimlediği kaygıların bir sonucu olarak bebek de kaygılı ve huzursuz olabilmektedir. Özellikle huzursuz, sürekli ağlayan, az uyuyan, gaz sancıları olan ya da emmek istemeyen bebekler annenin daha da büyük zorluk yaşamasına neden olmaktadır.

Bu süreçte annenin etrafındaki kişiler tarafından suçlanması ya da kendini suçlaması anneyi duygusal açıdan zedeleyebilmektedir. “Ben iyi bir anne değilim. Çocuğuma bakamıyorum. Onun dilini anlayamıyorum. Benim yüzümden hastalandı.” gibi düşünceler annenin kendine sıktığı acımasız kurşunlara dönüşebilmektedir.

Unutulmamamalıdır ki “Mükemmel annelik yoktur.” Yeterince iyi anne olmak (Winnicot’a ait bir kavramdır) sağlıklı bir anne çocuk ilişkisi için yeterlidir. Anne ile bebek arasında kurulan sevgi bağı onlar arasındaki ilişkininin de çocuğun dünya ile kurduğu ilişkinin de merkezinde yer almaktadır. Çocuğunuzu sevmeniz ve onun varlığından duyduğunuz memnuniyet, bir çocuğun dünyayı kabul edebilmesinin ve dünya güzel bir yer ve ben değerliyim mesajını alabilmesinin ön koşuludur.

Bir annenin her zaman aklında bulunması gereken temel mesaj şu olmalıdır; Ben evladımı seviyorum. Onu istiyorum. Ona güzel bir gelecek sağlamak için elimden geleni yapıyorum. Ufak tefek hatalar yapabilirim fakat yüreğimi samimiyetle ona açtığımda ve yaşadığı her durumda, yaptığı her hatada yanında olmayı başardığım takdirde tüm sorunların üstesinden birlikte gelebiliriz.

Bebekken ağladığında bana bir mesaj veriyor. Daha ilerleyen dönemlerde de aynı şekilde ağladığında, huzursuzlandığında, hırçınlaştığında, içe döndüğünde bir şeyler yaşıyor ve anlatmak istiyor. Onun her türlü duygusunu iyi ya da kötü diye ayırmadan, anlamaya çalışmak, anlamlandırmasına yardım etmek ona yapabileceğim en büyük yardım.

Bu konuda söylenebilecek çok şey var. Bence en önemlisi şu. Kaygılarınızı bir kenara bırakın. Bebeğinizle yeni bir hayata, yeni bir yolculuğa başladınız. Bazen siz ona rehberlik edeceksiniz, bazen o size. Karşınızda sizin parçanız olan ama asla tamamen siz olmayan bir canlı var. Onun sahibi değilsiniz. O size verilmiş bir emanet. Onun kendine ait bir kişiliği ve duyguları var. Onun kendine özgü bir gücü var.

O sizin başardıklarınızı başarmak zorunda değil. Ya da o sizin yapamadıklarınızı yapmak için de dünyaya gelmedi. Ona baktığınızda onun size sunduğu güzelliklere odaklanın. Onunla hayatı paylaşın. Ona eşlik edin. Onun her daim yanında olun. Ama hayatınızın ondan ibaret olmadığını da unutmayın. “Her çocuk özeldir” ve siz o özel dünyanın bir parçası olmayı başarabilirseniz güzel ve keyifli bir yolculuğun başındasınız demektir. Bütün zorluklar ise aşılabilecek, sizi ve evladınızı zenginleştirecek harika deneyimlerdir.

Annelik bir kariyer değildir. Ve annenin evladıyla kurduğu ilişki de bir başarı ölçüsü asla olmamalıdır. Keyifli bir yolculuğun başındasınız. Sizi harika, öğretici, geliştirici ve zenginleştirici bir deneyim bekliyor.

Hoş geldin anne. Seni seviyorum. İyi ki varsın!

WhatsApp üzerinden bize yazın Whatsapp