There Is No Such Thing As A Second Impression.
Don’t miss anything. Follow Us.
Bizi Arayın 0 530 232 33 59
Bizi Takip Edin
Top

Etkin #dersçalışma’da Zihnin Önemi

Son yazımda etkin ders çalışmanın 3 kolu olan zihin, bellek ve motivasyona giriş yapmış ve takip eden yazılarımda bu konuları daha detaylandırıyor olacağımı belirtmiştim. Bu yazımda ilk unsur olan zihnin önemini ayrıntılarıyla ele alacağız.

Bizi Kaygılandıran ve Korkutan Dersler Değil Derslere Yüklediğimiz Anlamdır

Etkin ders çalışmadaki önemi büyük olan zihni anlamalıyız. Sadece zihni anladığımız takdirde onu, düşünceleri ve duyguları kontrol edebiliriz. Mesela size limonu ilk tattığım anı anlatacağım desem, birçoğunuz bu konuya giriş yaptığım anda limonu ilk tattığınız an sevmediyseniz dişlerinizi gıcırdatıyor, bedensel olarak sıkıntıda hissediyorsunuzdur. Ya da tam tersine limonu sevdiyseniz, ağzınızın sulandığının farkına varıyorsunuzdur. Tam da bu örnekte gördüğünüz gibi aslında benim anlatacağım limondan ziyade kendi “zihninizdeki limona” tepki vermektesiniz. Zihin de tam olarak böyle bir şey.

Siz bir gerçeklik oluşturmaya karar verirsiniz ve bunu takiben zihin onun gerçek olduğunu varsayar. Bu bağlamda, duygular yoktan var olmaz. Bizim inandığımız bazı gerçeklerden ortaya çıkarlar. Bu inandığımız bazı gerçeklere de özetle düşünce dersek, düşünceler = duygulardır diyebiliriz. Buna dayalı olarak da aslında bizi kaygılandıran, korkutan dersler değildir, derslere yüklediğimiz anlam, yani düşüncelerdir. Duyguları kontrol altına almak için düşünceleri kontrol altına almak şarttır. Düşünceleri kontrol altına almak için de zihnimizi iyi anlamak önceliktir.

Yapı, Hal, İç Ses

Zihnimizi kontrol edebilmek için, zihnimize yönelik kavramamız gereken üç açı: zihnin yapısını öğrenmek, zihnin hallerini bilmek ve zihindeki iç sesi anlamaktır.

Zihnin yapısını ele alacak olursak, zihnin yapısı sahanda yumurta gibidir. Bu benzetmede sahandaki yumurtanın sarısı zihnin bilinçli kısmını temsil ederken, yumurtanın beyazı da zihnin bilinç dışı kısmını temsil etmektedir. Bu bağlamda, zihnimizde bilinçdışı alanlar, bilinçli alanlara nazaran çok daha fazladır diyebiliriz. Zihni kontrol edebilmemiz için bizim odaklanmamız gereken alan da, o yoğunlaşmış bilinçli zihindir (Costello, 2015). Başka bir deyişle, etkin ders çalışabilmek için, zihin yapısı açısından özellikle bilinçli zihnin fonksiyonunu ve özelliklerini kavramak kilittir.

Zihnin Otomatik Düşünceleri

Bu açıdan devreye giren en önemli konulardan biri de bilinçli zihnin öğelerinden olan ve otomatik zihin haznesi olarak tanımlayabileceğimiz, zihnin en dış tabakasındaki otomatik düşünceler bölümüdür.

Zihnin bu bölümü, gündelik olarak “en çok” ne tekrar edersek onu kaydetmekle, yani onu “otomatiğe bağlamakla” yükümlüdür. Bu gerçek de, düşünce içeriği ne olursa olsun aynıdır. Yani, bir bireyin en çok tekrar ettiği düşünceler, işlevsel olan düşüncelerden ise (“Ben çalışkan biriyim” gibi) zihin o düşünceleri otomatiğe bağladığı gibi, bireyin en çok tekrar ettiği düşünceler, işlevsel olmayan 12 tip (keyfi çıkarsama, seçici soyutlama, hep ya da hiç düşünce, felaketleştirme, duygusal çıkarsama, etiketleme, küçümseme ya da büyütme, zihin okuma, aşırı genelleme, kişiselleştirme, -meli -malı düşünce ve ya olursa) düşünceden biri ise (Ya Olursa tipinden düşünce hatasından “Ya hiç başarılı olmazsam” gibi) zihin onları da aynı şekilde otomatiğe bağlamaktadır. Bu oldukça mantıklıdır.

Başka bir deyişle, bir zahmet neyi çok tekrar ediyorsak zihnimiz onu otomatiğe bağlasın, değil mi? Fakat sorun zihnin bilinçli kısmını ne zaman devreye sokacağından kaynaklanmaktadır. Ve zihnin otomatik haznesi sadece sıkıntılı anlarda devreye girmektedir.

Misafir Yemek Menüsü?

Daha iyi anlamak için bu iki senaryoyu hayal edin derim.

İlk senaryoda misafiriniz geliyor ve ekonomik durumunuz iyi, yani sıkıntıda değilsiniz. Sıkıntıda olmadığınız için misafire ikram edeceğiniz menüyü ‘misafirim diyette mi? alerjileri var mı?’ gibi soruları ele alarak oldukça detaylı düşünebiliyorsunuz. Yani zihninizin derinliklerine, sadece bilinçli olan kısma değil de, bilinç dışınızda olan bazı temel inançlara bile inebiliyorsunuz.

İkinci senaryoda ise yine misafirinizin geldiğini düşünün, ancak bu sefer de ekonomik durumunuzun oldukça kötü olduğunu hayal edin. Yani sıkıntıda olduğunuzu. Sıkıntıda olmanız sebebi ile bu sefer misafir menüsü için aklınıza gelebilecek tek şey elinizde ne olduğuna bakmaktır çünkü büyük olasılıkla ikram edecekleriniz elinizde ne var ise odur. İşte zihnin otomatik haznesi sadece sıkıntıda devreye giriyor cümlesinden kastım tam da burada anlamlı olmaktadır, çünkü zihnin yapısı açısından düşünürsek, elimizde olan yiyecekler benzetmesinde olduğu gibi zihin açısından elimizde olanlar otomatik haznedekilerdir.

Bir de elinizdekilerin bozuk malzemelerden ibaret olduğunu düşünün, yani zihinsel olarak baktığımızda işlevsel olmayan düşüncelerden ibaret olduğunu, olacak nedir: Vay halimize! Ya da başka bir deyişle, benim “Sıkıntıda double sıkıntı” şeklinde ifade ettiğim netice.

Takip eden yazımda zihnin önemini diğer açılardan ele almaya devam edeceğim, iyi okumalar!

Yazar

Uzman Psikolog Fizyoterapist
WhatsApp üzerinden bize yazın Whatsapp